Gözleri ışıl ışıl bakıyordu dünyaya. Gülümsemesiyle tüm dertleri unutturuyordu. Cıvıl cıvıldı sesi, o konuşunca herkes susuyordu...

Zaman hızla geçiyor, o minik bedeni de zamanın akışına ayak uyduruyordu. Artık  daha durgundu. Hatta her geçen gün gözlerinin ışığı azalıyordu sanki. O cıvıltılı sesler yerini bağırıp çağırmalara bırakmış, o tüm dertleri unutturan gülümsemeler dertlerin odağı öfke patlamalarıyla yer değiştirmişti. Zamana ayak uydurup büyürken, kimsenin ne olduğunu anlamadığı bu değişim... Okula başladığı ilk günlerdeki neşe, özgüven, başarı ve şimdilerde öfke, içe kapanış, her şeyi boş vermişlik... Sanki büyürken yediği içtiği bir şey onu yavaş yavaş bu değişime sürüklemişti, sürüklüyordu...

Bir annenin evladındaki değişime anlam veremeyişi çaresiz çığlıkları...

Çocuklar, doğduklarında ışıl ışıl bakar dünyaya. Kimileri mutlu bir ailede olumlu duygularla beslenir, o ışıltısını korur, kimileri de olumlu duygu mutluluk kelimelerini dahi bilmeyen ellerde heder olur... İşte o zamanda bahse konu kaçınılmaz olur.

Birisi gelse ebeveynlere şunu sorsa; Bir ilaç var, çocuğunuza veriyorsunuz ve yavaş yavaş zehirliyor,tüm neşesini, öz benliğini, öz değerini, öz güvenini yerle bir ediyor. Öfkeli, somurtkan, boşvermiş bireylere dönüştüyor. Hiç kimse kabul etmez soruyu soranı da ele alırlar. Peki ama kaç tane ebeveyn toksik ilişki dediğimiz hem kendilerini hem de aile bireylerini yavaş yavaş zehirleyen bu durumdan haberdar? Bilenlerin kaç tanesi kişisel ego çatışmalarını bir kenara bırakıp da eşiyle ilişkisindeki toksik durumu karşılıklı düzeltmeye çalışıyor? Hatta kaç kişi içinde yaşadığı ilişkinin toksik ilişki olduğunun farkında? Farkında olanları gönülden tebrik ediyorum.

Öncelikle toksik kelimesine baktığımızda genel olarak sağlığa zararlı madde diyebiliriz. Peki o zaman toksik ilişki nedir? Yaşadığımız süreçte uzun zaman aralığında farkında dahi olmadığımız, hem duygusal anlamda hem de fiziksel anlamda maruz kaldığımız zarar verici durumlardır. Yaşarken genelde fark edilmez, çünkü kişiler karşı tarafa bir türlü konduramazlar bazı davranışların nedenlerini. Gerçekleri görmek, duymak istemezler. (Aslında beni seviyor ama bazen böyle sinirleniyor, beni üzdüğünün farkında değil farkında olsa yapmaz, olsun ben onu her haliyle kabulüm vs.) İşte bu ilişki toksik ilişkidir. Özellikle sevgi, bağlılık gibi faktörler toksik ilişkiyi fark edememenin önemli etkenleridir.

Bunun yanı sıra birey toksik ilişki içinde olduğu kişi(ler)nin yanında kendini rahat hissetmez, güvende hissetmez, mutlu değildir. Ya da sürekli eleştiri, suçlama varsa sürekli olumsuz durumlara maruz kalma, sürekli değersizleştirme eğilimi, iğneleyici sözlere muhatap olmak gibi durumlar varsa orada toksik ilişki vardır.

Ev ortamında birbirleriyle ilişkileri sağlıklı değil de toksik ilişki dediğimiz türden bir ilişkiyse çocuklarına karşı her iki ebeveynde çok iyi davransa bile nafile. Çünkü iki ebeveynin birbirine verdiği değer ve iletişim şekli aslında tüm aile bireylerine verilen değeri de gösterir.

Çocuklar ebeveynlerinin kendileriyle kurdukları ilişkiler kadar birbirleriyle kurdukları ilişkileri de model alırlar. Model alırlar ve kendi ebeveynlik deneyimleri için sandıklarına atarlar. Ayrıca çocukken toksik ilişkiye maruz kalan bireyler yetişkinliklerinde toksik ilişkilerini fark etmekte  zorlanırlar. Çünkü onlar için çocukluktan itibaren gördükleri normal doğru odur.

Sevgili ebeveynler toksik ilişki dediğimiz zehir yavaş yavaş tüm aile üyelerini ve onların dokunduğu tüm ilişkileri olumsuz yönde etkileyen ciddi bir durumdur. Çözümü de, özellikle eşlerin bu durumun farkında olarak birlikte değişim için uğraşmalarıdır. Çünkü ikili ilişkilerde çözüm sadece bir kişinin değişmesinden ziyade, ilişki içinde olan  iki kişinin değişmesi ile mümkündür. Sakın hem kendimi hem karşımdakini değiştiririm gibi bir kahramanlık denemesine girmesin kimse. Çünkü kişi ancak kendi değişiminden sorumludur. Karşıdaki kişide sadece farkındalık ve istek oluşturabilirsiniz. Zaten ilişkilerdeki toksik madde de bu olsa gerek. Sürekli kendi isteklerimize göre karşındakini değiştirmeye çalışmak. Biraz empati, biraz iyi niyet ve hoşgörü gerisi kendiliğinden gelir.

Toksik maddelerden arınmış, olumlu duyguların beslendiği mutluluk dolu yuvalarınız olsun efendim.

HAFTANIN ÖNERİSİ: Başta kendiniz olmak üzere ilişkilerinizdeki toksik durumları analiz etmek iyi olabilir. Değişimin ön koşulu sorunun farkında olmak ve istemektir unutmayalım.